ATEŞİN VE DEMİRİN DİLİNDEN (MUZAFFER ORUCOĞLU)

Author: typhoon_92 / Etiketler:


MUZAFFER ORUÇOĞLU

demirin ve ateşin dilinden




Web: www.utopiya.org Email: info@utopiya.org
















piya kitaplığı -

demirin ve ateşin dilinden
muzaffer oruçoğlu

1. baskı: .......1998

kapak fotoğrafı:

kapak düzenleme:

düzelti:

ofset hazırlık: ciwan ajans & pi tanıtım (0.212) 245 28 03

iç/kapak baskı: sistem ofset (0.212) 501 82 87

cilt: azizkan mücellit (0.212) 612 79 93


© piya kitaplığı & muzaffer oruçoğlu

ISBN: ............










PİYA
KİTAPLIĞI
istiklal cad. büyükparmakkapı sk. 7/4 beyoğlu - istanbul
tel/faks: (0.212) 245 28 03 - 249 26 53




demirin ve ateşin dilinden

muzaffer oruçoğlu



































Direnme Türküleri













Kalk

Kalk ey ruhum
Parçala tabutunu
Palet titreşimleri
Uğultular geliyor
Gecenin gecesinden
Vurgun dağdağası
Apolet nağrasıdır
Antenleri sarsan
Hele kalk.
*
Banknota el basıp
Ant içmişler
Sonsuzluklarını kurtarmaya
Kodesleri kasaları
Tıkabasa doldurmaya
Ve zıtların kavga narını
İnkarın inkarını susturmaya
Ant içmişler
Hele kalk.
*
Kalk ey ruhum
Ayak takımım güruhum
Hele kalk
Vardiyalar süngü çemberindedir
Bir çığlıkla uyar
Büyük rezaletini
Gafletini
Demir artık tavındadır
Kara bahtlı bereketimiz
Kara yüzlü cellatları
Metropol haydutları
Ölüm tüccarları
Kompradorları
Tekmil sürek avındadır.
*
Kalk ey yesir kimliğim
Miskinliğim kalk
Belki şimdi
Belki gonca şafakta
Dövecekler gümbür gümbür kapını
Demir zorbalığa inat
Titreme
Korkun cesaretidir onların
Şahin gözleriyle dur
Gözüne namluların
Dikelmiş
Mağrur ve dinç
Uçurumlar gibi derin
Ve ürkünç
Gözle direnilir mi
Ne kitap
Ne şarap
Ne sır
Ne mermi
Deryadan su vermeyene
Derya verilir mi
*
Kalk diyorum sana kalk
Bizi çağırıyor
Bin yıllık çınar
Çatlayan nar
Vakitsiz bahar
Kalk
Kaynaşma günüdür
Göğün mevzileriyle
Zerremizin gözbebeği
Korkumuzun gücü
Ve geleceğiyle
*
Kalk ey ruhum
Davamın gonca gülü
kalk
Yeni bir geçite vardık
Yolumuz üzerinde
Tuzaklarla örülmüş
Yeni bir sınavdan geçiyoruz
Daha çetin günler için
Pişeceğiz
Acı çekeceğiz amma
Çelikleşeceğiz.

12 Eylül 1980

İnfaz

İnançtır bu
Tanı yavrum
Sevdadır pırıl pırıl
Demire tırnakla
Duvara kanla yazılır.
*
Acılardan süzülür
Canı can
Zındanı zından içinde
Beton gülüdür
Bükülmez
Bükülmez yavrum
Cellat suratlara tükürür
Ve alnı şafağa doğru
Darağacına yürür.

1981









1 Mayıs

Bugün o gün
Boşaltın meydanları
Boşaltın!
Panzer-manzer
Süngü-mihver
Takmayız
Bugün biz
Yani
Tüm sanayi kolları
Demir kömür
Ray mensucat
.....................
.....................
Ve elektrik orduları
Al al
Dalga dalga
Meydanlardayız.
*
Bugün o gün
Boşaltın meydanları
Derhal boşaltın
İndirdik
Mahmur şafak üzre
Şartelini hayatın
Şahmerdanlar
Döküm potaları
Tav ocakları
Titreşimli elekler
Kompresörler
Kule vinçler
İnşaat
Harfiyat
Ve bilumum
Ecinniler dünyası
Sessizlik nöbetinde
Güneşin emrindedir.
*
Bugün o gün
Çekilsin yolumuzdan
Tehdit dağdağaları
Demir kıtalar
Sendika ağaları
Artık biz
Ellerine elma şekeri verilen
Bayram çocukları değiliz
Bugün bu sokaklardan
enternasyonalin
Emeğin ve ateşin soluğunu
Geçireceğiz.

1982



Sen-I


Sen
Kükremiş
Güzel gururum
Çürüyüp belimden düşen
Boynuma urganca üşüşen
Beşbin yıllık uçkurum
Soydular çırılçıplak
Zincire vurdular seni
Düşürmek istediler
Beynini ve bedenini
*
Sen
Kızım
Vardiya sirenim
Eşeğim ineğim ırzım
Hallaç darında
Dişleri kenetlenen
Yüreği yangın odağı
Dili törpü kesilen
Kilitlenen
İnleyen
Kin tüküren
Irzına geçilen
Yenilmeyen
*
Sen
Göğün kıyısında
Güvercin müfrezesi
Bahtımın güvertesi
Zehir-zıkkım acılardan
Kuşkulardan rüyalardan
Gül yumağından
İlmik ilmik
Destan dokuyan
Büyük cehaletimde
Derinliğimi keşfeden
Beni bana okuyan
*
Ah sen
Geceyi gündüze
Sonu sonsuzluğa deviren
Ateşin altın açlığı
Gülüm
Müşkülüm
Anla n’olur
Dipten sarsıyor
Yıkıyor dalga dalga
Sana sürüklüyor beni
Aymazlığıma düşen
Bir kuğu çığlığı

1983

Sıra Neferi

Demiri kıvılcım
Urganı infaz uyarır
Deryayı damla
Baharı yaz uyarır
*
O ki
Tam bir dava neferidir
Düşmüş çatlağına betonun
Filizlenmiş zemheriye
Bir alamet mor cemredir
*
Paşalar darında
Bir koca Haydar
Denekte Börklüce
Cenkte cin- Cimri
Mahsus mahalda onurdur
Hasmını her daim
Susta durdurur
Yener amma
Övünmez
Zaferlerle
Başı dönmez
Yenilir
Amma
Ateşi sönmez
İyi öğrenir.
*
Değil yar aşkına
İmkansızlıklar aşkına
Hiçliği özümleyen
Petek petek bal eyleyen arıdır.
Karıncanın kararı
İnceliğin iş baharı
Disiplini
Sabrıdır.
*
Şan şöhret
Madalyon mevki
Onun için ne ki
Onun gözündeki
Kendisini
Zorunluluk cephesine katarak
Bu cepheye var gücüyle saldırmak
Özgürlüğü çığlığına yedirip
Sonsuzluğa savurmak.

1983







Tohum

Pek derine derine
Düştüm ter izlerine
Hoyrat bir tapan ile
Üstüm kürelediler
Çıkamazsın bahara
Çürür kalırsın dediler
Cevherim kararmadı
Bengi suyum durmadı
Kar altında köklendim
İşledim inceden ince
Sökün ayı gelince
Uç verdim filizlendim
Güne doğru
Öz gücümce

1983










Sesleniş

Sizler
Spartaküs arenaları
Prangalı bilimler
Aç topraklar
Kanlı sular
Ser alanlar
Sır duymayan çarmıhlar
Plepler patrisyenler
Serfler senyörler
Vasallar süzerenler
Yenilgiler tarihi
Çağları sarstık
Büyük tufanlarla
Sizlerden sonra
Promete gülümseyişi vardı
Bedelinde her tufanın
Lakin yenildik
Bilirsiniz
Çetin kazanılanın
Çetindir yitirilişi
Alın terine düşürür düşerken
Çığlığındaki ateşi.

1981


Bir Mavzerin Arzuhali

Vay beni vaylar beni
Dağ daş aradım seni
Gel partizan
Açayım sana künyemi
Tanı beni.
*
Kin kusturdum
Kin kusturdum halklara
Dipçiğimle türküleri
Süngümle mazlum dilleri
Kültürleri susturdum.
İsyan kanı döktüm
Feodal topraklara
Grev güllerini
Ateşle söktüm.
*
Alınçatlarına durdum
Karanfil şafaklarda
Mağrur ve muzaffer duran
Ve pürüzsüz haykıran
Ustalarımı vurdum.
Dikenli teller ardında
Kurşunum yağlı
Tetiğim zağlı bekledim
Zından kapılarını
Proleter ayaklara
Falaka boyunduruğu
Cellat buyruğu oldum.
*
Neleri tanıdım
Bu gece saltanatında
Hain gözleri tanıdım
Nişangahımdan
İnançsız yürekleri
Titreyen elleri
Daha neleri neleri
..........................
Harami sofralarını
Haraç-mezat
Keskin tezat
Yağma pazarlarını
Ve nihayet
İnanır mısın
Komünistleri dinledim
Mahkemelerde
Sokaklarda tulumlu kadınları
Kor-ipek marşları dinledim
Ve zulüm kışlalarında
Dayanamadım
Sıla türkülerine
Ağladım.
*
Artık
Tanı beni
Tanı beni kardeşim
Işıtan ter
Şaşmaz nefer
Olmak istiyorum
Kendi emrimde
Saraylara dalmak
Ülkemin utancı
Ve lanetiyle
Hesaplaşmak istiyorum
Tanı beni.

1982
















Kafestekiler

Gövdeleri
Kaplan kafeslerinde
Ruhları
Bal kovanı
Karınca köresindedir
İnanç bahçesinde
Harlanmış kinde
İnce içli
Türküler söyleyerek
Ve kahreder gibi gülerek
direniyorlar.

*
Cellat
Tecrit etmiş
Güya onları
Gel gör ki
Milyonlarca elin uzandığı
Bir sofradan yiyorlar
“Ve bir orman gibi”
uyuyorlar.
Düşlerinde
Başedilmez
Bir inat
Mektup kitap
Yar özlemi
Tutuşan barikatlar
Dumanlı dağlar özlemi

1982
























Devlet

Devlet ki
Nasıl başlasam
Sınıfların doğuşuyla
Doğan dinazor
Örgütlenmiş şiddet
Sistemli zor
*
Devlet ki
Üç temrenli
Karun mızrağı
Ordu polis bürokrasi
Ayaktakımına karşı asi
İt dalaşına hakem
Ganimete vasi
*
Devlet ki
Nasıl anlatsam
Tarih darında
Ter döken
Ruhumun eti
Yabancılaşmamın
Kanlı ceseti
Trajedimin özeti
Günahımın ateşinde
Parelenerek çöken
Ve enkaz alanını
Kaçınılmaz olana
Yani
Donanmış .......................
Egemenlik organına
İşçi diktatoryasına
Yeni bir başbelasına
Terkeden.
*
Devlet ki
Uzlaşmaz karşıtlığın
Yılan buyruğu
Örgütlenmiş yeni dünyanın
Yani diktatoryanın
En örgütlü yanı
Sinsi düşmanı
Yıkma yaratma ruhu
Direnişi bin kat artan
Efendiler tepesinde
Özgürlük yumruğu
Kanlı ve kansız
Askeri ve iktisadi
Politik ve ideolojik
Eğitsel ve kültürel
Kesintisiz
İnatçı ve kıyasıya
Bir bilim
Kollektif yönetim
Sebat ve irade birliği
Demir disiplin.
*
Devlet ki
Nasıl bağlasam
Kafa kol
Köy şehir
İki sınıf
İki çizgi
İki yol
Farkının yıkıldığı
Kollektif zenginliğin
Ruhta bilinçte
Ve maddede
Gürül gürül fışkırdığı
Ve bayrağında
“Herkesten yeteneğine
Herkese ihtiyacına göre”
Şiarının yazıldığı
Altın çağda
“Antikalar müzesine
Çıkrık ile tunç baltanın
Yanına kaldırılan”
Sonsuz uykusuna dalan
Zevalini bulan ateş
Kokusundan
Müzesine giremeyeceğimiz
LEŞ.
1982
Renkli ve Engin

Buna kavga mı denir
Başlamadı asıl kavgamız daha
Asıl kavgamız
Gönülde kafada
Demokratoryada
Her alanda
Her dalda
Kökte gövdede
Ve yaprakta
Kurtçuğun en sinsisiyle
En ustası
En kurnazı
En tehlikelisiyle
........................
Artık yokedilmiş
Açık cephesiyle değil
Gövdesiyle değil
Düpedüz
Alışkanlıklarıyla
İradesi tecrübesi ruhuyla
Kızıl görünümlü
Fikirler güruhuyla
*
Hem nasıl
Bir bilsen
Korkunç zengin
Ve çetin
Ve akılalmaz
Ve karmaşık
Ve çağlar boyu
Renkli ve engin
Felsefenin çıldırdığı
Güneşin öz aynasını
kırdığı
Ana dek.

1981

















Sen-II

Sen
Milyonların donmuş
Dahi kudreti
Alın kerameti
Kanı kemiği eti
*
Sen
Zinciri yaldızlı
Ölü emek
Sende aşk
Derinlik gaye
Ve yaşam demek
Canlı emeği
Ateş ve büyüğle
emmek
*
Senyörel yerel
Kentsel bölgesel
Ayrıcalıkları söküp
Atan sen
Mezar kazıcılarını
Yaşamının şartını
Yok olmanın vaadini
Yaratan sen.
*
Sen
Yediverenleri
Sabırla güverenleri
Kavurup yakan
“Ahlakın ve doğanın
Yaşın ve cinsiyetin
Gecenin ve gündüzün”
Sınırlarını yıkan.
*
Sen
“Her gözeneğinden
Kan ve pislik damlayan”
Bize ait olmayan
Kurşun tozuna beleyen
Ateşlerde bileyen.

1981












Tufan

Düşünceni ateşle ateşten der
Alnından öpsün hayat
Boyutlarınla oynasın bir çocuk gibi
Alaya alsın derinliğini
Taşısın asıl çelişkine seni.
*
Yer tufan
Gök tufan
Sarıl ateşe
Yık hazır bilgileri
Kavramları kalıpları
Aforizmaları
Alışkanlıkları
Tanrının salat-ü selamını
Yüklenmiş
Kamburlaşmış
Ruhumuzdaki
O muhteşem tapınakları
Yık ki
Bulduklarıyla yetinenler
Çıksın bir lokma bir hırka
bataklığından
Ve nesneler uzatsın
Yardım ellerini hayata
Her şey kendi rengini
Kendi ışığını ve karanlığını
Kendi kıpırtısını ve biçimini
Haykırsın özgürce bize
Gözbebeklerimize.

1987























Dölüm

Dölüm dölüm
Seni göz nurumun
Onurumun
Ol mübarek
Rahmine ekiyorum
O ki
Düzensiz çalışan
Mensucat maluludur
Sıkı dur
Proleter inat
Perçinlen
Tecavüz dölünü vur
Güçlen ve kudur
*
Dölüm dölüm
Sakın aynına
Gelmesin ölüm
Ana rahmi değil bu
Fırtınalarda gemidir
Tekme dipçik darbesinden
Koru kendini
Kargaşa alemidir.
Dokuz ay
Dokuz saat
Dokuz dakika ucunda
Müjdeni bekliyorum
Gelişin ağır olsun ağır
Toprağa düştüğünde bağır
Titresin düşmanların

Belki grev kazanına
Düşersin
Panzer baskını
Sokak savaşına
Sorgulama betonuna belki
Denek taşına...
Utandırma
Bağır
*
Dölüm dölüm
İster oğlan ol
İster kız
Sana açıktır
Saflarımız.
Lakin
Seni mühendis yapamam
Gönlüm razı değil
Memur olmana
Seni ya madenci
Ya da metalci
Yetiştireceğim
Sana ustalarımı
Ve partimi
Örsün ve çekicin
Ateşin ve çeliğin
Türkülerini öğreteceğim.

1981

























Yüreğim

Bir taşkın çiçeğidir
Anadolunun bağrında
Yüreğim.
Şavkır
Çoban yıldızı gibi
Zehir gecelerine
Kara düşlerine
Vurur.
Bir çakşırlı güvercindir
Zeytin dalında
Yüreğim
Göğsü
Yanar-döner
Hareli
Deli-duman
Yükselir enginlere
Döner durur
Ve fermanlı
Atak bir kartaldır
Lav uçurumunda
Yüreğim.
Çeker
Kobrayı dağlara
Dalpençe
Dalar vurur
1982














İş ve Hüner Türküleri













Maylular Dünyasında

Tuh!
Sizi Babil süprüntüleri
Pompeyuslar
Krezuslar

Tuh suratınıza
Balgamlı kanlı
Tozlu dumanlı
Şeytan tükrüğüdür
Kurşun usturuplu
Dehşet okkalı cinsinden
Tuh!
Tuh saltanatınıza.

Sizi
Harami sürüsü
Kefen soyan
Allahı kâr
Zulumkar.
Sizi
Karun iştahlı
Rantiye tayfası
Kurnaz kölemen
Cabbar.


Nasıl haykırsak nasıl
Yok! Yok! Yok!
Yok Gülüm yok!
Hayat güvenliğini
Tehlike sınırını
Takan yok!
Parmağımız, bileğimiz, kolumuz
Ayağımız, gözümüz, kulağımız
Testere ağzına
Kayışa çarka
Kurt dişi
Kobra diline
Goril gözlerine
Teslim edilmiş.
Silindirler
Döner miller
Dev volonlar
Çatal pimler
Maylular dünyasında
Cinayet kol geziyor
Kar uğruna
Et ve kemik istiyor
Açıkta dönen kollar
Zımpara taşları
Kama başları
Helezonlu konveyler.


Nasıl haykırsak nasıl
Kol emeği değil
Göznuru değil
Kan ve ilik istiyor
Şu giyotin kapıları
Çalkantı kazanları
Freze pıçakları
Patlama dolapları
Paletler

Hiç birine
Koruyucu takılmamış
Azrail olmuş
Kar hırsı
Ecel üreten bölümler
Kapatılmamış
Hani nerde
Diye sorulmamış
Nerde arakilitliler
Takılmalı koruyucular
Sabitler
Özel, otomatikler.

İki işçilik iş
Bir işçiye verilmiş
Neylersin
Devlerin sultasıdır
Sabır sabır
Ya sabır
Dardır havasızdır
Gözler damar damar alazlı
Yürek çekitaşı
Akkor parçasıdır
Ne teknik eğitim
Ne işyeri düzeni
Burda
Daha az tezgah alır
Bina giderleri çoğalır
diye
Makinalar iç içe
Can ile cinayet
Koyun koyunadır.

Amma
Bilinsin ki
Ne şikayet
Ne de
Sızlanmadır bu
Deli coş bahar gibi
Söken güneş
Çatlayan nar gibi
Çıplak
Bir nağradır bu.
Taaaaaa
Ciğerden ünlüyoruz
Ant olsun

Ant olsun ey
Babuşkin baba
İnkârımız
Gelmeyecek hesaba.
Çatırdayan zincir
Uğuldayan kovandır
Boşanacaktır er geç
Tulumlular dünyası
Gül gülistan
Defne demir
Ateş emir
Hatlarına
Felsefeden
Masal ırmaklarına
Gürül gürül
Tufan barikatlarına

1982










Selam

Selam usta selam
Gönlün sevda bahçesidir
Yüreğin evren düğünü
Sana selam.

Sıratlardan
Çelik sağanağı
Kanlı sulardan
Geçecek olan sensin.
Ve terin
İlmin, hünerin elini
Çimenin yeşilini
Süleymanın dilini
Özgür kılacak olan sensin
Sana selam.

Selam usta selam
Dili tek
Bayrağı tek
Toprağı ipek dünyanın
Mimarı sen olacaksın
Sana selam

1982


Yörük Sanatı

Derttir sevdadır bu
Yörük çadırında
Doğmuş dillenmiş.
Çarkı felek kilimi
Elvan halı
Narlı peşkir
Turna katarı olmuş.
İncedir içlidir
Nakış nakışdır
Hesap işi
Hasır iğne
Ciğer delen tekniğinde
Sanki
Avşar yaylası
Gönül aynasıdır.
Karası kahırdır
Akı mutluluk
Yeşili “murat”tır
Mavisi umut
Kızılı hasret
Ve kavgadır.
Hem nasıl
Hayal gücü
Çehiz özenidir
İlmik ilmik
Benek benek
Lale
Sümbül
Selvi
Çınar yaprağı
Gül bezek
Ana sabrıdır

1982




















O’na Dair

Eğer O’nu sual eden olursa
De ki
Taşta güverendir O
Öz veren
Biçim veren
Kulaksız duyan
Gözsüz görendir O.

Şahmerdanlarla dövülmüş
Kan ağlamış
Tan gülmüş
Güzellikler ergidir.
Tomurcuk sancısından
Itır kokusuna kadar
Her şeyi özgür kılmak
Özel mülkiyeti
Ezen aleti
Kutsal yuvayı kaldırmak
Tohumu özgür kılmak
O’na vergidir.

Eğer O’nu sual eden olursa
De ki
Arılar ordusunun
Köpüren teridir o
Karşı durulamaz
Susturulamaz
Gürül gürül akan
Bir ışık nehridir O.

1979























İçerleniş

Aaaaaaah Ah!
Bunca yıllık
Vefadarım
Benim cevval
Arı ruhlu
Şahdamarım.
Kavrayamıyorsun kavraya
Bizimkiler
Eski tarz üretimle
Külüstür makinalıdır
İşgücünün
Ne ahlaki
Ne de fiziki
Sınırını
Dinlemeden aşan
Elleri kana bulaşan
Gerdan göbek
Soylu köpek
Takımıdır.
Çalışma süremizi
Uzatarak
Yani
Sermayelerine
Mutlak artı-değer
Katarak
Soyarlar bizi
Sizinkiler ise
Gıcır gıcır
Yeni tarz üretimle
Modern makinalıdır
Emeğinizin üretkenliğini
Artırarak
Yani
Milyarlarına
Nisbi artı-değer
Katarak
Yolarlar sizi.

Bunca yıllık tecrübenle
Farketmedin mi
Üretim hızının artışını
Makina başlarında
Çalışan işçilerin
Giderek azalışını
Ve kasaların
Daha çok dolduğunu
Daha az zamanda
Daha çok yorulduğunu
Farketmedin mi?

Aaaaaaaah! Ah!
Benim kinli
Kavgaya yeminli
Saf
Hamarat kafadarım
Bilinçlendi
Kavradı çocuklarım
Bir sen kaldın
Kavrayamıyorsun kavraya
Artık
Öncüye girmelisin
Sonsuzluğa sürgün edilmiş
Hüzün mavisi
Yılan lisanı gibi
Işıldıyor bakışların
Bakışlarını dinlemeli
Öncüye girmelisin.

1981
















Ana

Ana
Çeliğine ter ile kan verilen
Haddelerden geçirilen
Deha pınarı ana.
Sen ki
Çekici üşürmenin
Orağa düşürmenin
ustasısın.
Kavramalısın artık
Savaş nağramızı
Kavramalısın.
Bayrağımız üzerine
“Adil bir işgünü karşılığında
Adil bir ücret” yerine
Şu şiarı yazmalısın:
“Ücret sisteminin kaldırılması”

1980








Ter Nakışı

Ne anlarsın a zalım
Dünyası kara zalım
Kan irin yara zalım
Biz ki
Tam tekmil sevmişiz
Ferhat usulü.
Bilinç haddesi
Gönül mekiğinden geçirmiş
Ateşlerde sınamış
Oturmuş işlemişiz.

Hoca Nasrettin hüneri
Emrah kuşağı
Ter nakışıdır
Çemendir çiçektir
Renk savranı
Narlıdır
Aslı, Şirin işi
Hardal eflatun
İnce ruhlu
Duyarlıdır.

Ne anlarsın a zalım
Vicdanı kara zalım
Allahı para zalım
1982
Politaş İşçileri

Poliyester
Poliyester
Seni patron esansı
Zifir zından gibi
Elleri saran
Yıpratan yoran.
Seni elbise
Ayakkabı
Et ve hayat
Kemiren
Ömür törpüsü

Poliyester
Poliyester
Seni canımızın parçası
Yaşamak denir mi buna
Korkunç ahlaksızlık ini
Tehdit ve iltimas
Plastik ve gaz
Dünyasıdır dünyamız
Suyumuz asetondur
Cam elyafı tozudur
Toprağımız
Yaşamak denir mi buna
Söyle Poliyester
Yoğurtsuz
Sendikasız
Gülsüz kavgasız

1982
























Dekovilci

O
Onbeşlilerden biridir
Etobur ocakların
Derisi kömür dövmeli
Dekovil yesiridir.
Pek mahir
Pek diridir
Lakin
Görünüşünde yaşlı
Saz benizli
Çatık kaşlı
Çelik gri bakışlıdır.

Babasının
Söktüğü blokları
Boşaltma kavşağında
Kardeşine teslim eder.
Azığını
Kaskında
Domuz damlarında yer.
Ücreti azdır
Kurnazdır
Kavgacı
Ve küfürbazdır
İç cebinde koncasının resmini
Ciğerinde kömürünü
Yüreğinde gazap tohumlarını taşır
Çavuşları görünce
Sırf gıcıklık olsun diye
Durup ensesini kaşır.
Islık çalar
Arabayı iterken
Homurdanır
Türkü söyler
Terlerini silerken.

O
Şimdi grevdedir
Külüngüyle
En öndedir.
Süngüler
Göğsüne dayanmış
Girmiyor kuyulara
Ateş gözü
Kara yüzü
Dili dişleriyle
Bağırıyor
Ocakları
Döğüşmeye çağırıyor

Ekim 1980

















Dağ ve Çete Türküleri














Toprağa Düşenlere

Vay benim
Harbi sevdam
Sabrıma baskın acım
Güvercin insafım
Şahin inancım.
Nasıl düşürülmüşsün
Narlı alevler bağrına
Nasıl.
Devler ferman eylemiş
Sarılmış yören
Döğüşmüşsün
Acar-tetik
Kurşun kalburuna
Kana
Gülnaza dönmüşsün.

Vay benim
Hatun çiçeğim
Dal-bahar
Kerem ateşi yüreğim
Göremeden gidiyorsun
Ekim tanını
Esen gül poyrazıdır
Umut dolunayı
Zöhre yıldızıdır ışıyan
Gayri ne kaldı
Kızıl-Kıyamete
Dinle
Dinle duyacaksın
Zaferin nağrasını
Kurdun kuşun avazını
Börtü böceğin nabzını
Dinle

1980



















Tanı Beni

Pranga kaçkını
Köylü bıçkını
Mazlum isyan yuvasıyım
Tanı beni!
Sultan bedduası
Paşa küfrüne
Kılıca
Hedef olmuşum
Aldırma geç.
Sor künyemi
Kışım
Çöğenli boranlıdır
Buz yalağı ışıldar
Koyağımda
Eteğim taraz taraz
Derin dereler karşı
Çığlıdır.

Baharda
Karım sökülür
Kara sevdana vurgunum
Tanı beni!
Kararırım pusarım
Şimşeklenir sellenirim
Karla buzulla beslenir
Sularım.
Ki artık
Tepeme tüfek çatılır
Taçlıdır
Geçitlerim çetin
Kartalım atak
Sağrım ardıçlıdır

Hele ki Loy!
Gel gör beni
Yaz aynasında
Kayalarım hörgüçlü
Bal peteği
Rüzgar oymasıdır
Geceleri
Yörük türkülerini
İshak’ı Bedrettin’i
Şırlağan eşliğinde
Burcu burcu
Firari hasretini
Mahlukatımı dinlerim
Başımda ay sallanır
Meltem eser
Serinlerim.

1980




Kaçakçı

Habur çayı
Işıl ışıl
Dağlar güvercin grisi
Ay mahzun.

Taramışlar
Vağ le vağ
Civan civelek çağımda
Bağrım pençe pençe
Al al açılmış
Ağzım kançanağı
Barut yanığı
Destursuz canım almışlar,
Ne peygamber
Ne allahtır
Vağ le vağ
Kan ayaklı
Kuzgun gözlü
Zebellahtır
Başucuma dikilen
Emeğimin, kılamımın dilimin
Hem de bilimin düşmanı
Kan oluklu
Beyzade paşa hançeri.


Muradım karnımda kaldı
Vağ le vağ
Kazığım kıra çakıldı
Gitti tütün çuvalım
Bebeğimin rızkı
Çiçekli Suriye şalım
Yadigarım
Pullu puşularım.

Yanar içim yanar
Vağ le vağ
Ha şöyle
Ağız dolusu
Okkalı sövemedim
Döğüşemedim
Döğüşerek
Düşemedim

1980











Kızıl Peşmerge

Kartal gölgesidir
Güvercin şafağında
Dağlara vurur.
Zahit tan eylemez Onu
A canım
Tohumdur
Tavlı toprakta
Namlusunu doldurur.
Demiri delidir
Örsü inatçı
Çekici öfkelidir
Ve ince bir sızıdır
Yürekte
Oooooooof
A canım
Anlatamam
Bin yıllık kökten
Yürüyen sudur
Newroz soluğu
Dehak’ın korkusudur.

1980




Dağlara Kaçanın Feryadı

Lo çeto! çeto!
Dağlarımın kartalı
Çık ininden
Ses ver lo!
Ses ver
Fena basıldık
Helikopter takırtısı
Silah şakırtısıdır
Feryadı figanı boğan
Köy yollarında kan
Elimde filinta
Cebimde soğan.

Lo çeto! çeto!
Çık ininden
Sesim çatallaştı lo!
Yine kan tuttu beni
Bu can
Bu cefayı çekmez
Zemheri kurtlarının
İtlerin ifritlerin
Pençesine düşmüşüm
Sabrım hançer taşıdır
Yüreğim kör düğüm
Öfkem vahimdir.
Bir akıl ver
Bir yol göster
Billah
Her şeye hazıram
Yetsin diyek
Gayri yetsin
Bu kabir azabı
Bu zulum
Bu zillet
Bitsin

1980


















Eşkiyanın Efkârı

Yine
Çapraz fişenk
Müfreze belasıyım
Ağııııııııııır
Ve efkârlıyım
Mavzer astım
Yaslandım nazlı çınara
Yaprak düşürdüm pınara

Yine
Bir yanım
Uçurum heyelan
Bir yanım
Tan kızılı
Büluğ ceylan

Oooooooof anam
“Geceler yarim oldu”
Uyuyamam.
Yine çiğ buğusundayım
Bıldırcın bereketi
Buğday kokusu
Tavşan uykusundayım.

1980

Kıl Çadırda

Baskın havasıdır
Baskın havası
Süt mavisi
İnce duman
Alacakör seherdir.
Yaylalarda
Hıdırellez yağmuru
(Altın olur damlası)
Kuzu melemesi
Turna avazı

Uzanmışım
Karbeyaz
Nakışlı
Kürt keçesine
Solum
Akıllara ziyan
Zarif
Jerkâ halısıdır
Sağım
Mavzer menevişi
Sansar postu
Çapraz fişenk
Sarısıdır.


Uzanmışım
Uy Berivan
Yüreğimde ipincecik
Bir sızı
Sarsar uyarır beni
Meydan falakaları
Bağıran yüklü gelin
Milli zulüm
Vuran
Öfkemin nabzı.

1980






























Ayrılık, Umut ve Sevda Türküleri













Proleter Ananın Seslenişi

Umudunuz
Pırlanta gibi parlasın
Analar.
En son bizim bayrağımız
Çekilecek
Dünyanın gönderine.
Biz ki
Hayatı dantel gibi işleyeniz
Sevmesini
Halay çekmesini
Türkü söylemesini
Ve döğüşmesini
En iyi bileniz.
Onlar gibi
Hayata düşman değiliz
Çatlayan tomurcuğa
Gülen çocuğa
Söken tana
Tohuma düşman değiliz
Pırıl pırıl parlasın
Umudunuz.

1980



Yol Göründü

Yol göründü
Gel öpeyim tosunum
Nar yanaklım
Yüreğim aklım
“Emir dağdan devranım yok”
Devlet arıyor beni
Dağ-taş soruyor beni
Gel öpeyim

Topraksızın oğlusun
Sev ananı
Anan dalbasmalıdır
Kilimi elvan elvan
Destimalı oyalıdır
Kazak yaylasından göcürdüm
Yörük malıdır.
Korkma
Utandırmaz seni
Tuz-ekmek bilmeze
Muhtaç eylemez
Kırk nuru kırk çerağı var
Biri sönse biri yanar.

Yol göründü
Bağım bahçem
Gel hele gel
Gel nazlanma
Yine eşkiya sanma
Artık utandırmam seni
Tüymem çakal kuytusuna
Arındı doldu peteğim
Güneşin emrinde
Döğüşeceğim.

1980



















Gelinim

Gece seyrim
Gündüz gönlümde
Unutamam
Vurgunum hasretine
Hasretine gelinim.

Akrep gömecine
Bal işleyensin
Ayva gini ağlayıp
Nar gibi gülensin.

Öyle melül
Öyle mahzun olma
Uğruna yangın olup
Sevdasına yeldiğim.
Gelir günler gelir
Domurur uç verir bilincin
Başı dik
Kızıl pençeli
Şahin olur güvercin.

1980




Diyarbekir Mahpushanesinden

Uy şivanı ciğer delen
İnce cevherim
Sen orada
Ben burda
İki hasret
Çekilir mi
Çekilir mi

Duydum ki
Söz kesmişler
Bir zalıma suçluya
Kır bacı beş çatallı
Kurşun uçluya

Ne desem
Aaaaaaaah!
Ne söylesem
Göz-gönül azizi
Botan güzelisin
Talihi kem
Başı çilelisin

Uy şivanı ciğer delen
İnce cevherim
Bilirim
Göz yaşların acıdır
Dünyan
Süleyman zehiri
Mengene kıskacıdır.
Lakin
Dayan derim dayan
Ne ağla ne de yan
“Zalım berhudar olmaz
Akibet berdar olur”
Gelir al libasıyla
Gelir düzenim kurulur.

1980
















Turnam








Turnam
Kanıma cemre düşüren
Allı turnam.
İnancın yüzüne vurmuş
Ay parçası mısın
Tufan şıvgını mısın
Sevda yangını mısın

Bakışlarından okuyoruz
Ruhunu
Yürütme tutkunusun
Zonklayan bu dev öfkeyi
Yani bu çığlı-çıvgınlı geceyi
Bu cellat sehpaları
Çarmıhları
Sokakları
Dağları
.................

Turnam
Kanıma cemre düşüren
Telli turnam.
Gözlerin mayıs mavisi
Gülüşün gümüş fincan
Cihan yandıdır sanki
Bir içimlik su musun
Çavuş ebrusu musun

Eylül 1981











Çavuş ebrusu: Göbeği beyaz, çevresi eflatun olan karanfil.
Cihan yandı: Sarı karanfil.
Gümüş fincan: Beyaz kırmızı dantelli karanfil
Şıvgın: Taze sürgün.
Çıvgın: Yağmurlu fırtına.



Söyle

Söyle
Gelin çiçeği
Söyle
Beliğime kondu
Uğur böceği
Söyle muradıma erecek miyim
On yıl oldu
Ağam burdan gideli
Ölmeden gül benzin görecek miyin

Söyle
Gönül evimin ışığı
Tutunacak dalım
Kaygusuz Abdal’ım
Söyle
Eriyip hilâl olan
Sevdasından lal olan
Sararıp solan kimdir
Bir haber sal
Söyle
Hasretimi dindir
Bizi sevindir.

1981


Biraz Sabır

Uy kazım
Uy dilbazım
O nasıl söz
Susssssss...
Babom beni
Kenevir ipiyle asar
Cehd eder
Sizi basar
Hem sonra
Arpa derimi
Nar çiçekleri
Devranıdır heyran
Biraz sabır
Geçemeyiz
Biraz sabır
Bak
“Dalgalar dalgaları kovalar
Talazlar talazları
Vurur eteklerine dağların
Dicle kıpkızıldır”

1981


Dilbazım: Yakışımlım

Maviş

Maviş
Maviş
Hünerine imrendiğim
Kız Maviş
Aaaaaaaaah
Ellenmemiş dillenmemiş
Newrozum
“Engin yalaktan yemlenmiş”
Körpe kuzum
Helalımsın.

Maviş
Maviş
Boyun posun
Huyun husun
Ne güzelmiş
Kız Maviş
Aaaaaaaah
Güngörmemiş yavuklum
Ayva tüylüm
Acar ceylan soluklum.
Sultan buyruğundan yüce
Hasretim topraktan azizsin
Kol-bud olurum billah
Ölürüm de
Vermem seni beylere
Belalımsın.

Seni çok görmesinler bana
Kız Maviş
Yoksulluğun yoksulluğuma
Başın başıma denktir
Kuş yürekli
“Ali Büşük
Donu düşük”
Sanmasınlar sevdiceğim
Mavi gök gibi engin
Bebek gözü gibi arı
Ve durudur yüreğim.
Seni benden almasınlar
Alınmamış tek şeyimsin
Her şeyimsin
Kız Maviş.
Kulluk kâr etti canıma
Gayri yeter!
İçim kin ile doludur
Dağlara çıkarım
Sevdam bahanem olur.

1981




Yetmişinde

Sakalım ak
Gönlüm feriktir benim
Tutulmuşam ölem
Sorma
Ömrüm malımdır benim
Mine boylum
Al basmalımdır benim

Sorma
Nasıl vurulmuşam ölem
Eli beli
Dil edebi
Bir alem
Teni ipektir
Gözleri faltaşı
Dicel berdeli
Elvan kelebektir.

Sesine
Döğmesine
Salınıp yürümesine
Vermişem seni
Yeter yeter ölem
Ağlayıp üzme beni

1981
Dili Yar

Gel dili yar
dili yar
Asi filintayım
Pusu pırnallarında
Ovalar güverende
Arılar bal verende
Salın da gel bağlarından
Murad alam
İki gamzenin arası
Nar dudağından

Yedi karanfil gönderdim*
Gel dili yar
dili yar
Buğdaylar süte duranda
Çilekler domuranda
Bıldırcın sökünü
Kuzu sürüsüne katıl
Salın da in dağlarından
Murad alam
Bir bir yandan
Bir bir yandan
Gelincik alı
Yanağından.
1981
* Anadolu’ya yedi karanfil göndermenin anlamı, ‘aşkın beni yedi’ demektir.














Ağıtlar, Öğütler, Kargışlar













Nine Ağıtı

Yavrularım yavrularım
Vuruldunuz
Depreme düştü yüreğim
yavrularım
Sizi dokuz ocak yıkan
Ağzı yalan
Gözü talan
“Çenge başlı
Kara yılan” takımı
Demdir devrandır sürün
Himmeti dağlar deviren gelecek
Gelecek savurmaya
Dilden gülden gönülden
Hasat sofrasını kurmaya.

Yavrularım yavrularım
Vuruldunuz
Ağıta durdu dillerim
Kan oldu türkülerim
Yavrularım
Sizi postuna sığmayan
Kan-iştah
Hırs kuyusu
Namussuzluk
Puştluk pusu
Yiyin tıskırın bakalım
Kuran kahreden gelecek
Yüzü gülecek ülkemin
Dağlar tavus kuşağına
Ovalar ipek halıya
İnci mercana dönecek.

1981





















Otuzsekizli Gelinin Ağıtı

Wiy bao bao
Ölüler güneşi vurmuş
Güllerine Dersim’in.
Gel hele gel
Dizmişler katar katar
Alın çatlarında
Kan çelenkleri
Ana oğulla yatar
Kördüğüm bilekleri

Wiy bao bao
Evim ocağım viran
Bir ben kaldım
İki can
Soykalara kalsın
Halep şalların
Gel hele gel
Dünyam şivan

1981






Cıbo’ya Ağıt

Vay le Cıbo’m
le Cıbo’m
Hazır mezarın ölüsü
Şeytanı dokuz Cıbo’m.
Civan ömrün laklakla
İşsiz köpek gibi
Taşak yalamakla
Geçti Cıbo’m.

Otuziki dişinden çıkanı
Otuziki mahalleye yaydın Cıbo’m
İnandın caydın Cıbo’m.

En sonunda
Postuna sığmayanlar
Engerek ettiler seni
Pırlanta kaderime.
Seher pusu
Karanlığı saranda
Ayvanalr gülümseyip
Doruklüar ağaranda
İki ellerin kızıl kanda
Can teslim düştün Cıbo’m
Zaten gözümde benim
Çoktan ölmüştün Cıbo’m.
1981
Utancımsın

Sancımsın
Gülüm dikenim
Utancımsın
Afata gelesin inşallah
Ölüp ölüp dirilesin
Gün güneş görmeyesin
Güverip yeşermeyesin
Bir zamanlar ne idin
Tadım ile tuzum idin
Kınalı kuzum idin
Nasıl da kandırıldın
Kanlı karunlar safında
Ekmeğe umuda karşı
Namlulara sarıldın.

Nenni bebeğim nenni
Utancın yaktı beni
Neden ağlarsın söyle
“Şu dağlarda merdin mi var
Ceran ağlar kurdun mu var
Senin de ah benim gibi
Bir onulmaz derdin mi var.”

1981
Dip Not: Dizelerin bir çoğu halka aittir. En son dizenin aslı “Güzel yavrum derdin mi var” şeklindedir.
Kızım

Kızım
Çilardıç yürekli
Kınalı kızım.

Gözlerin umut incisi
Alnın kitabım idi

Fide dikendin
Kızım
Bal veren
Tohum eken
İpek dökendin

Kurt kuranı
Okudular başına
Düşleri altın oyalı
Önlüğü kanlı kızım

Gayri
Öfkem tavındadır
İki elim
On parmağım
Yakalarındadır
Yürü bilir
Yürü derim
Yürü kurtuluşum yürü
Umutlar sana bağlıdır
Çiçeklen dağları bürü
Allansın Erciyes, Ağrı, Engürü

1980





































Diğer Ülkelerin İşçileri ve Halkları Üzerine Türküler













İcra

Yine rehindedir giysileri
Derinlik ustasının
Devrim volkanı başını
Yumruğuna dayamış
Açık alnı
Dahi gözleri
Görkemli sakalıyla
Ummana dalmış
Düşünüyor.

Yedi çocuğundan dördünü kaybeden
“Alımlı, sevgili ve biricik” kadın
Elleri koynunda
Yakınıyor acıyla
“Paramız olmadığı için
İcra memurları geldiler
Ve elimde kalan bir kaç şeyi
Yatakları giysileri
İpek örtüleri
Herşeyi
Hatta çocukların
En güzel oyuncaklarını bile
Onlar orada
Gözyaşları dökerken
Alıp götürdüler
İki saat içinde
Ne var ne yoksa
Onları da
Alacaklarını söyleyerek
Tehdit ettiler
Ve ben orada
Çıplak döşemenin üzerinde
Titreyen çocuklarım
Ve ağrıyan göğsümle
Kalakaldım.”


















Dip Not: Tırnak içindeki büyük alıntı, Marks’ın eşi Jenny’nin 20 Mayıs 1850’de Weydemeyer’e yazdığı mektubunun bir parçasıdır.


Paris

Paris
Ey kozmopolit kerhaneyi
Aylak
Harami Paris’i
Yenen Paris.
“Savaşan
Çalışan
Düşünen”
Arı Paris
Ne afatmış
Gücün
Senin.
Devrim şokuna uğrattın
Eski dünyayı.
Hem nasıl
Ne felaket
Öfke nöbetine girdi
O sermaye mağrurları
Demir kömür
Ve dokuma kralları
Borsa hokkabazları
Aşifteler
Ortaçağ molozları.
Nefret çığlıkları yükseldi
Görülmemiş cinsinden
Altın, kan
Ve çamur rejimlerinden
“Kutsal şeylere
Saygısızlık ihbarları”
Katliam çağrıları
“Ayaktakımı sövgüleri”
Papaz ulumaları.

Paris
Ey Prusya’lı süngülerin çemberinde
Top bataryalarıyla
Mitralyözler
Ve petrol bombalarıyla
Ezilen Paris.
Bayrak gibi dalgalanıyor
Uzayın gönderinde
Müfrezelerin
Vuruyor ışık gibi
Şahmaranın tepesine
Ve çağlar ötesine
İlkelerin.

1980






Göklerin Fethine Çıkan Sınıfı Anıyoruz

Yine anıyoruz seni
Merhaba
Merhaba
Ey mülhit yumruk
Banknotun tahtını
Tuz-buz eden
Mahir yumruk
Merhaba.
Merhaba
Tahribatı yıkan
Sahrayı sözlükten süren
Amazonlar yaratan.

Yine anıyoruz seni
Merhaba
Merhaba
Sevgili sınıf.
Hasreti
Kanında filizlendiren
Sürekli ordu yerine
Silahlı halkı geçiren
Ücretleri eşitleyen
Ve “göze göz
Dişe diş” isteyen
Sınıf
Merhaba.

Ve ey ateş
Giyotini yakan ateş
Ve tabyaları
Ve tahkimatları
Ve barikatlarıyla birlikte
Sen sosyal devrimin şafağı
Şanlı KOMÜN
Merhaba.

Ve sizler
Her şeyi
İşçi görevlerine indirgeyenler
Kırtasiyeci
İğrenç bürokrasi
Arkasına saklanmadan
Ayan-beyan iş görenler
Ve istenildiğinde
Görevden alınabilenler
Halk denetimindeki hizmetliler
Şehitler
Gaziler
Tümünüze
Tümünüze
Merhaba.

Kabriniz şen
Gönlünüz rahat olsun
Şu şirret
Şerefsiz ruhsuz dünyada
Son söz henüz söylenmedi
Biliniz ki
Kendi çağımızı yaşıyoruz
O bayrak
Belediye dairesi üzerindeki
Yüce bayrak
Ellerimizdedir
Sıra bizdedir

Ekim 1980
















Hint Okyanusunda Seyreden Özgürlük Celladı

Şehitler
Ey şehitler
En başta sizler
Afgan kmer
Eritre şehitleri
Onu görüyor musunuz
Çeliğinde kanınızla
Hint okyanusunda seyreden
Özgürlük celladını
O ki
Henüz
İşin başındadır
Batılı haydutlarla
Yağma yarışındadır
Bakın
İran’ı vurmak için
Irak’a silah veriyor
Ayetullahlara gizliden
Vurun sizinleyim diyor
Bakın
Gözleri Hürmüzdedir
Tanker yollarında
Kontrol kurmak
Hasmını susturmak için
Basrada
Kızıl Denizdedir.

Şehitler
Ey Şehitler
Onu biliyor musunuz
O ki
Nükleer havasıyla
Santaj sabotaj
Casusluk
Ve entrika tezgahlanan
Kumanda kamarasıyla
Felaket tüccarıdır.
Mest olur
Afgan gazına
Asma madenlerine
İlle Arap petrolüne
Hayat sahalarına

Ve şehitler
şehitler
Ey şehitler
Onu tanıyor musunuz
Ki O bayrak
Çekilmeyen
Lanetle asılan bayrak
Bizim bayrağımızdır.
Bakın
Orağı kör
Çekici paslıdır
Çatkın çehreli
Ve korkunç yaslıdır
Ruhu avaz avaz
Bağırıyor
Potemkini çağırıyor
Duyuyor musunuz

1980




















Güney Afrikalı Madencinin Yemini


Yaz kobra dilim yaz
Sınıfımı renk renk bölen
Derimin
Ellerimin
Hünerimin düşmanı beyaz
Yaz.
Dallanmışım damar damar
Derinde
Sır izlerinde
Altın elmas
Bakır yivsetlerinde
Pişiyorum
Gövdem kızgın katran
Ağzım ateştir
Bulmuşum ustalarımı
Yetişiyorum.

Yaz salgın hastalığım yaz
Korkunç kitapsızlığım
Açlığım tutsaklığım beyaz
Madenci yeminidir yaz
İnanç aynasına
Beynime işliyorum
Dağlıyorum etime
Varlığım feda olsun
Orak oylumunda vuran kalbiyle
Kan ufkunda doğacak hasretime

1980
























Tek Bir Bahçede

Tığ tığ oyalanmış
Gönüllere sevdanız
Sizi narin
Nazlı
Kürt gülleri
Ermeni...........
Çerkez............
......................
Yunan Orkideleri

Doruklarda
Doru şafak soluğu
Gamzenize vuranda
Çiğ çiğ
Işıl ışıl açılırsınız
Bahar-bayram olur
Evren.

Taşlarda
Halılarda
Dillerde
Şiirlerde
Mendillerde siz.

Ne “filiz kıran fırtınası”
Ne kök söken
Ne de zemheri zehri
Kör çakırdiken
Kıramaz dostluğunuzu
Daha bir kaynaşmaya
Tek bir bahçede olmaya
KAVLİNİZ

1980




















Dofar

Dofarım yaşlıdır yavrum
Dağlarında çardakları
Acıyla çatlayan narı
Tütsü ağaçları yaslıdır

Ne güzel öterdi tüfekleri
Muson yağmurlarında
Ateşleri ne güzeldi
Şavkı körfeze vururdu
Dolunay gibi
İngilizler kudururdu

Demirle kanla boğdular yavrum
Demirle kanla
Dolar tiryakisi uşaklar
Tiranlar tiranı
Said Bin Timur Veledi Kabuslar
Sultanlar, krallar, şahlar.

Şimdi yavrum şimdi
Zincirlere vurulmuş
Katar katar
Kut Al-jalali’de gerillalar
Petrol arıları
Çobanlar.

Keçimizle başbaşaysak
Kulübesiz devesiz
Kireç çukurlarındaysak
Üzülme yavrum.
Dofarım uyanıyor
Dofarım uyanacak
Hem bu sefer
Tecrübesi çetindir
Ateşi kızıl yanacak.

1980

















Büyük Yürüyüşe Mesaj

Sen
Ateşe ve demire hükmeden
Silezyalı dokumcının oğlu
Şehit hazirancının
Wilhelm Wolf’un oğlu

Sen
Azraile gülen
Büyük yürüyüş
Şahdamarımda duyuyorum
Nabzının vuruşunu
Adımlarından eminsin
Sancılı gecelerde
Patlayan bir volkan gibi
Görkemlisin.

Seni senin kadar tanıyorum inan
Bazan bakıp kendime
Utanıyorum.
Savaş nağrasıdır
Büyük ihanete karşı
Nağran.
Korkuyorlar
İğrenç aristokratına
Papaz ve kardinal
Tuzağına rağmen
Korkunç korkuyorlar
Senden.
Yüreğinde topluyorsun
Ülkenin tüm gücünü
Canevleri yareli
Kin-fitil
Çaresizler.
Takmıyorsun
Pranga-bent tehditleri
Dakik
Kararlı vuruyorsun.

Ver elini kardeşim
Ver de
Barut yanağı
Alnından öpeyim
Bir ben:
Anadolu
Bir Afganistan kartalları
Bir de Komboçyalılar
Dünya halkları
Yerine

1980




Bakır Başlı Şahmaran

Seni ah seni
Seni
Kanlı seccadelerin
Kara pelerinli
Ehrimeni

Seni
Deccalın
Lanet gölgesi
Yetim devrimi gasbeden
Petrol rantiyeri
Acem feodalitesi

Seni ah seni
Nasıl desem
Seni
Mavi lotüs çiçeğine
Gizlenen
Ekmeği ve hürriyeti
Çatal ateşiyle “yenen”
Bakır başlı şahmaran.

Bak
Ateş ve toprak
Demir ve su
Harlanmış
Çırılçıplak
Ayaktadır.

Bak
Kawa’nın türküsünü söylüyor
Yedi iklim, dört bucak
Mazdek, yalın silah
Babek döğüşüyor
Kanla koncalanıyor toprak.

En başta sen
Sen bak
Cellatların feriştahı
Tahtını payidar sanan
Yeşil cumhuriyetin şahı.
Bak
Görmeye başladı
Körler körü
Karıncanın demirdeki izini
Ve sağırların piri
Taşın nefesini
Dinlemeye başladı.
Gelişini bekliyor
Şimdi O’nun
Yetmişikibin mahlukat
Vuruşu görklü olanın
Gör nasıl olacak doğuşu
Avazı göğe ağacak
Ufuklar ağaracak.


Ehrimen: Eski İran Mitolojisine göre karanlık ve kötülük tanrısı.
Deccal: Kıyamet öncesinde ortaya çıkan uğursuz ve korkunç kötü yaratık.
Kawa, Babek, Mazdek: Yüzyıllar öncesinin büyük halk kahramanları.
Payidar: Sonsuzca dek kalıcı.
Şahmaran: Yılanların şahı.





















Afgan Kini

Ne özgürlük sevdasıdır
Be hey obur
Ne de enternasyonalizm
Yağma pazarları
Köprübaşları
Ve petrol kokusudur
Seni mesteden
Tank uçak depremiyle
Yıktın izbelerimizi
Namlu hükmü altında
Yağmaladın
Meliklerin hanların
Hocatülislamların
Asırlar boyu emdiği
Alınterimizi
*
Davetsiz vizesiz gelip
Bağdaş kurdu hayatımıza
Nemrud ateşi napalmler
Tutuşan ekinler
Aç-alaç sürgünler
Yetimler.
Ama tarih tanıktır
Hindikuş dağları
Çağdalak yakutu
Dilruba sarinda nağmeleri
Salang Hayber
Mezar taşları
Şehit nişaneleri tanıktır
Ahdine sadık duran
Düşmanı kiniyle vuran
Cengaver bir halkız biz
Ne Keyhüsrev dinledik
Ne Dara
Ne İskender
Ne Cengiz
Ne de İngiliz
Pençe pençe yokettik cümlesini
Seni de yokedeceğiz.

Mayıs-1980













Afganistanlı Şehitlerin İnleyişi

Ah anamız Afganistan ah
Zincirlerine zincir vurulan
Gülü kanla koparılan
Kara bahtımız
Sevdamız
Gözyaşımız
Gönül tahtımız.
Hasretini çekiyoruz
N’olur söyle
Körüğün zorlanıyor mu
Demirin harlanıyor mu
Dağlarında
Dağlarında isyan ateşleri
Yanıyor mu?

1980...

0 yorum:

Yorum Gönder